BASMACI HAREKETİ

Bugünkü Ortaasya Cumhuriyetleri’nin bağımsızlık savaşımı, esas biçimini yirminci yüzyılın başlarında alır. Tüm Ortaasya topluluklarında başlayan bu karşıt-Bolşevik hareketin  adı Basmacı Hareketi’dir. Bu hareket  yenilgiyle sonuçlanır. Bağımsızlıklar yetmiş yıl ertelenir.
Ulusal özerklik girişimlerinin, Sovyetler tarafından tıpkı domino taşları gibi yıkılması, Türkistan bağımsızlık ateşini söndüremez. Rus ve Sovyet karşıtları silahlanıp bağımsızlık için dağlara çıkar. Bu bağımsızlık hareketi, Ruslar tarafından dünyaya önemsiz bir olay gibi; Basmacılık / Basan-haydutluk edenlerin hareketi olarak tanıtılmaya çalışılır.
Türkistan’daki bu ayaklanmanın esas gücü köylülerdir. Sonrasında küçük tüccar ve sanatkârlar, din adamlarıyla yenilikçiler de katılır.
Fakat ayaklanma, önderleri olmasına karşın, merkezi örgütlenmeden yoksundu. 1918 yazına kadar, hareketin önderliğini Ergaş Korbaşı yapar. Sonrasında Mir Muhammed Beg Hacı Koşakoğlu denetiminde sekiz bölge komutanlığı kurularak örgüt genişletilmeye çalışılır.
Ulusal başkaldırıyı yöneten güçler, Kasım 1919’a kadar Fergana’nın büyük bir kısmını denetim altına alırlar.
Sovyet yöneticileri, bunun karşısında önce beş kişilik bir başkaldırı komisyonu, sonrasında üç kişilik Fergana Cephesi kurarak, Basmacıları bastıracak önlemler almaya çalışır. Bu komisyonlar ve Kızıl Ordu başarısız olunca Fergana’da askeri yönetim oluşturulur. Bu bölgeden sonra Buhara ve Hive’de hızla yayılan Basmacılık Hareketi’ni, Ruslar, eskiden olduğu gibi kısa sürede bastıracaklarını sanar. Ancak, karşıtına daha da kitlesel duruma dönüştüğü gibi Buhara ve Harezm üzerine gönderilen Sovyet birlikleri de başarısız olur.
Cüneyd Han ve diğerlerinin Harezm’de başladığı silahlı savaşımları bütün hızıyla sürer. Buhara’da ise Ulusalcı Yenilikçiler’in önderliğinde Sovyetlere karşı savaşım başlar. Bundan ötürü, üç merkezde gelişen başkaldırı, Sovyetlerin Türkistan’da varlığını tehlikeye sokar. Bunun için 3 Eylül 1919’da Türkistan Cephesi’ni açar. Cephe komutanlığına Frunze atanır. 22 Şubat 19920’de Taşkent’e gelerek Ulusal başkaldırıyı bastıracak tasarımlar yapmaya başlar.
Yeterli sayıda silah olmayışı Türkistan halklarının işlerini zorlaştırır, Kızıl Ordu karşısında ağır kayıplar verir. Yetki eksikliğini gidermek üzere Fergana’da 24 Eylül 1919’da Mehmed Emin Beğ başkanlığında Fergana Hükümeti kurulur. Silah yardımı için Afganistan’a ve İngilizlere elçiler gönderilir ise de, bir sonuç alınamaz. Ayrıca hükümetin oluşumuna karşın başkaldırıyı yöneten önderler arasında birlik sağlanamaz. Üstelik kabilecilik ve bölgecilik de işe girince; hedefe varmada yol alınamaz.

ENVER PAŞA
Tam bu sırada Enver Paşa’nın Türkistan’da görülmesi ve önderliği olurlaması, savaşıma yeni bir yön verir.
Enver Paşa, Eylül 1920’de Bakü’deki, “Doğu Milletleri Kongresi”nde; yeterli bilgi sahibi olduğu Türkistan Başkaldırısı’nın, Buhara’ya vardığında çok kritik bir aşamada olduğunu görünce ivedilikle savaşıma başlar. Büyük ordulara komuta eden Enver Paşa’nın başkaldırıya önder olarak katılması, tüm savaşımcılar tarafından sevinçle karşılanırken; başta Zeki Velidi, Buhara Emiri ile veziri ve bir kısım Sovyet yanlılarınca hoş karşılanmaz.
Tüm karşıolumlara karşın, Orta Asya İslam Devleti kurmak amacı ile ki, tüm Türkistan sınırlarıdır bu, Sovyetlere karşı savaşımı başlatır. 19 Mayıs 1922’de Sovyet hükümetine bir  ültimatom vererek Kızıl Ordu’nun Türkistan’ı boşaltmasını ister. Sovyetlerin Türkistan’dan çekilmeyeceği anlaşılınca, savaş başlar. Top ve makineli tüfeklerden yoksun Enver Paşa’nın ordusunun ilk zaferi Duşenbe’yi Ruslardan kurtarmak olur.
Ama üstün silahlara sahip Rus ordusu, 15 Haziran 1922’de Türkistanlı diğer önderlerin yardım etmemesinden ötürü ikinci savaşta Enver Paşa’yı yenilgiye uğratır. Buharalı önderlerin yardım istemini geri çevirmeleri, üstelik yardım etmek isteyen Afganlıları engellemeleri üzerine Enver Paşa, Duşenbe yakınlarındaki Belcuvan köyüne çekilir. 4 Ağustos 1922’de ansızın Rusların baskınına uğrayıp makineli tüfek ateşiyle şehit olur. Yirmibin savaşçının gözyaşları içinde toprağa verilir.
Onun ölümü üzerine Türkistan Bağımsızlık hareketleri zayıflar. Diğer yönden Sovyetler, Türkistan’daki Kızıl Ordu birliklerini güçlendirir. 1923 yazından 1924 yazına değin başkaldırıya katılanların bölgeleri işgal edilir. Çarpışanların önemli bir kısmı kurşuna dizilir. Çok azı da, İbrahim Bey önderliğinde Afganistan’a kaçar ve 30 Mart 1931’de vatanına dönerek yeniden savaşıma katılır. 3–19 Nisan tarihleri arasında yapılan savaşları kaybedince, 23 Haziran 1931’de arkadaşları ile birlikte kurşuna dizilir.




1917'de kurulan ve merkezi Kokand olan Otonom Turkistan Devleti bayragi.
Bu otonomiye Ruslarin cevabi cok sert ve acimasiz oldu. 1918'de 2 ermeni taburunu Fergane vadisine gonderdiler. Kokand'i bir harabeye cevirdiler ve en az 18000 sivil insani katlettiler.
Otonom cumhuriyetin kurucusu cedidci Mustafa Cokay kacti ve partizanlari daglara cikarak "basmaci" adi altinda silahli mucadeleye devam ettiler.






1921-1924 Yillari arasindaki Turkistan bayragi
Ayni bayrak "basmaci" hareketinin de bayragidir.





ZEKİ VELİDİ TOGAN

   ZEKİ VELİDİ TOGAN
Ord. Prof. unvanına sahiptir.
10 Aralık 1890 tarihinde Rusya da Başkurt ilinde isterlitamak a bağlı Küzen köyünde doğdu.
1920 li yıllarda Bolşevik rejimine karşı Türkçü saflarda mücadele etmiş ancak başarılı olamamıştır.
Rus Millet Meclisi Duma da ufa Müslümanlarının temsilciliğini yaptı.
bolsevik ihtilâli patlak verince o da Türklerin durumunun düzelmesi için mücadeleye girişti.

Bolşevik ihtilâli nden 22 gün sonra 29 Kasım 1917 de baskurt ilinin muhtariyeti ilan edildi. orenburg u 18 Şubat 1918 de işgal eden Sovyetler onu tutukladılarsa da 7 Haziran da hapisten kaçtı. Başkurt hükümeti kurulduğunda Togan, Harbiye Nazırı oldu. Bundan sonra lenin, stalin ve trocki ile defalarca görüşütü fakat olumlu sonuç alamayınca turkistan a çekilip orada mücadeleye karar verdi.

1920-23 yıllarında turkistan da amansız bir mücadeleye girişti ise de başarılı olamadı. basmaci hareketi nin içinde bulundu. turkistan millî birligi nin kurucusu ve ilk başkanıdır.

paris, londra ve berlin deki bir çok orta asya tarihçisi onunla çalışmak istemesine rağmen, devrin Türkiye Milli Eğitim Bakanı hamdullah suphi, fuat koprulu, riza nur, yusuf akcura nın istekleri sayesinde Türkiye den davet aldı.
20 Mayıs 1925 te geldiği Türkiye de Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Encümeni ne tayin edilmiştir. O zamanki Ankara nın kitap açısından yetersiz olması yüzünden kendi isteği ile istanbul Darülfünun u Türk Tarihi Müderris Muavinliği ne tayin edildi.

Bundan sonra istanbul ve Anadolu kütüphanelerinde hummalı çalışmalarına başladı. Fakat, 1932 de i turk tarih kongresi nde tıp doktoru resit galip in sunduğu Orta Asya da iç deniz olduğu ve bunun sonradan kuruduğu konusu hakkındaki tebliğini eleştirince, Togan aleyhine bir kamuoyu oluştu. Kendisine takınılan bu kötü tutum üzerine ülkeyi terk etme kararını verdi. 8 Temmuz 1932 de istifa ederek viyana ya gitti.

1935 te doktora çalışmalarını bitirdikten sonra bonn universitesi nde, 1938 de gottingen universitesi nde ders verdi. 1939 da Millî Eğitim Bakanı nın daveti üzerine tekrar Türkiye ye geldi. istanbul universitesi nde umumî turk tarihi kursusu nü kurdu.
ikinci dunya savasi nın sonlarına doğru Türkiye de Sovyetler aleyhine faaliyet ve Turancılık suçundan tutuklanıp mahkeme edildi. 10 yıl hapse mahkum edildiyse de Askerî Mahkeme kararı bozdu ve Togan beraat etti.
1948 de yeniden döndüğü üniversitedeki görevine ölümüne kadar devam etti. 1951 de istanbul da toplanan XXI. mustesrikler kongresi ne Başkanlık etti. Bu onun bilimsel alandaki şöhretini çok daha artırdı.
Zeki Velidi Togan 26 Temmuz 1970 te istanbul da vefat etti.

bazı kitapları;
Oğuz destani
Reşideddin oguznamesi tercume ve tahlili
Tarihte usul
Türk ve Tatar Tarihi
Umumi Türk Tarihine Giriş



 


Yorum Yaz